
OYUNUN ÇOCUĞUN GELİŞİMİNE ETKİLERİ
Oyun, çocuğun dünyayı algılamasını sağlayan en önemli süreçlerden biridir. Montesorri, oyun çocuğun işidir, der. İşimiz bizim için ne kadar önemliyse çocuk için de oyun o kadar önemli ve ciddidir. Ciddiye alınması ve saygı duyulması gerekir. Montesorri gibi birçok bilim insanı ve düşünür oyun ile ilgili çeşitli tanımlar yapmışlardır. Ünlü düşünür Platon oyunu, çocuğun yaratma ortamı olarak tanımlarken; Montaigne, en gerçek uğraşı olarak tanımlamıştır. Piaget’ye göre uyumken; Lazarus’a göre kendiliğinden ortaya çıkan, hedefi olmayan, mutluluk veren bir etkinliktir. Bu tanımlar ışığında oyunun ne olduğuyla ilgili belli kriterler oluşturabiliriz. Öncelikle oyun keyif verici olmalıdır. Kendiliğinden ortaya çıkar. Dinamik bir süreçtir. Bağımsız bir alandır. Ciddi bir iştir. Düzen, ritim ve uyum içerir.
Oyunları içeriğine göre yapılandırılmış ve doğal (yapılandırılmamış) oyunlar olarak iki kategoriye ayırabiliriz. Yapılandırılmış oyunlar kurgulanmış, öncesinde hazırlığı yapılmış ve belli bir amaca yönelik planlanan oyunlarken; yapılandırılmamış yani doğal oyunların önceden belirlenmiş bir amacı yoktur ve kendiliğinden gelişir.
Oyunu iki ana adımda değerlendirmek mümkündür. Bunlardan ilki, sosyal adımdır. Sosyal adım; diğer çocuklarla kurulan ilişkileri, kurulan bu iletişimle birlikte kazanılan ilişki kurma becerilerini, kazanma ve kaybetme duygularıyla baş etmenin öğrenildiği alan olarak karşımıza çıkar. İkinci adım ise bilişsel adımdır; öğrenmenin gerçekleştiği, yaşanan deneyimler sonucu kazanılan şemaların oluştuğu adımdır.
Çocuk oyunla öğrenir. Bir bebeği düşünün, ona gülenleri taklit eder, kollarını ayaklarını sallar ve bunları sürekli tekrarlar. Bebek için bunlar bir oyundur. Bu oyunlarla konuşmayı, emeklemeyi hatta yürümeyi öğrenir. Oyun, doğumla birlikte başlayan tekrarlar içeren bir öğrenme sürecidir diyebiliriz. Oyun, çocuğun tüm gelişim alanlarını destekler.
Oyunun Bilişsel Gelişime Katkıları
Yenidoğan bir bebeğin nasıl öğrendiğini, vücudunu kullanarak nasıl oyun oynadığını söylemiştik. Tüm şemalar oyun ile şekillenir. Bebek nesneler ve canlılarla kurduğu oyunlarla isimleri, kavramları öğrenir. Kırmızı topu tutar, büyük ayıcığı kucaklar, bir alkış yapar, iki ayak üzerinde zıplar… Kavram gelişimi oyunlarla gerçekleşir. Arabaları büyükten küçüğe sıralarken boyut kavramı, sayarken sıra ve sayı kavramı gelişir. Temel bilişsel beceriler; dikkat, odaklanma, depolama, ayırt etme ve eşleme becerileri gelişir. Temel becerilerin yanı sıra üst bilişsel becerilerin gelişimini de desteklemesi, oyunun çok yönlü ve esnek olmasının kanıtıdır. Üst Bilişsel Beceriler ise, karar verme, problem çözme, akıl ve mantık yürütme, planlama, organizasyon ve duygu regülasyonunu içerir. Çocuk oyun sırasında annesinin ona yemek yedirdiği gibi bebeğine yemek yedirmeye çalışır; akılda tutma, taklit, hatırlama, yeniden kullanma gibi birçok beceriyi kullanmış olur burada.
Çocukların oyuncak olmayan birçok nesneyi oyunlarında kullanmasına çok sık rastlarız. Kepçeler, tencereler, boş kutular, bir terlik, bir kaşık, yastıklar… Tüm bu nesnelerin oyunlarda kullanılmasıyla çocukta yaratıcı düşünce gelişir. Yaratıcı düşünme becerileri gelişen çocukların daha üretken, problem çözmede daha başarılı oldukları görülmüştür.
Oyunun Fiziksel Gelişime Katkıları
Bir sporcu düşünün, vücudunu geliştirmek için ne kadar çalışmıştır sizce? Eminim sadece bir gün değildir. Kas ve iskelet sistemi düzenli çalışma ve iyi bir beslenme ile gelişir. Çocukların büyüme süreci de bu şekilde ilerler. Bebeklerin kavrama becerisini düşünelim; başta avuç içiyle tutabilir ve bu tutuş çok da sağlam ve becerikli değildir. Çatal ve kaşık gibi şeyleri tutamaz, kontrol edemez. Fakat bu tutuşlar denendikçe kıskaç tutma becerisini gelişmeye başlar, daha küçük şeyleri bile sağlam bir şekilde kavrayabilir. Bebeğin vücut hareketlerinin onun için bir oyun olduğunu söylemiştik. Bu oyunlarla kaba ve ince motor becerileri gelişir. Kaba motor beceriler; yürüme, koşma, zıplama, atlama, vurma gibi kol, bacak ve gövdenin gerçekleştirdiği hareketlerini içerir. İnce motor beceriler ise; eller ve parmakların gerçekleştirdiği hareketlerdir. Tutma, dizme, kesme, ipe geçirme, kalem tutma gibi beceriler ince motor beceriler olarak karşımıza çıkmaktadır. Oyun içinde çocuklar ince ve kaba motor becerilerini oldukça geliştirirler. Araba sürme, top oynama, bebeklerle çay saatinde içilen kahveler, tüm bunlar, motor becerilerin gelişimini sağlar. Oyun, kaba ve ince motor becerilerinin yanında denge becerisini de geliştirir; ip atlama, bloklardan yapılan bir kule, tek ayak üzerinde durma gibi eylemler denge becerisinin gelişimini destekler. Oyunlar sayesinde ritim tutma, koordinasyon ve lateralizasyon gibi fiziksel becerileri de kazanırlar.
Oyunun Dil Gelişimine Katkıları
Çocuk oyun oynadıkça kelime bilgisi artar. Kurallı ve anlamlı cümle kurma ve sesini uygun kullanma becerileri gelişir. Alıcı ve ifade edici dil becerileri oyun içinde gelişen çocuğun iletişim becerileri de olumlu yönde etkilenir. Sohbet başlatma, sürdürme, sonlandırma becerilerinin yanı sıra olay sıralama becerileri desteklenir. Oyun, tüm becerileri desteklerken günlük yaşamda önemli bir yer tutan bağlama uygun hareket etme becerisini de geliştirir. Bağlama uygun hareket etme ya da konuşma becerisi, kişinin bulunduğu ortam, konuşulan konuya uygun hareket etmesi ve konuşmasıdır. Bu beceri aynı zamanda kişinin bilişsel becerilerinin de gelişmiş olduğunun göstergesi olabilmektedir.
Oyunun Sosyal ve Duygusal Gelişime Katkıları
Oyun, çocuğun kendini ve duygularını tanımasını, ifade etmesini sağlar. Bu süreçte stresle baş etme, kaygıyı yönetmeyi öğrenir; öz saygı ve öz güveni oluşur. Sorumluluk alma, aldığı sorumluluğu yerine getirme becerileri oyun içerisinde gelişir. Oyun bir kurmacadan ibarettir. Bu kurmaca dünyanın içinde çocuklar bir role girerler. Bazen evcilik oyununda bir anne, bazen araba kazasına yardım için gelen bir ambulans şoförü. Taklit ve rollerle gelişen oyunlar sayesinde çocuklar günlük yaşama uygun davranmayı, nezaket kurallarını ve en önemlisi empatiyi öğrenir.




1 Yorum