
ÇOCUKLARA ÖLÜMÜ NASIL ANLATMALIYIZ?
Tabular serime ölüm ile başlamak istiyorum. Ama başlamadan hemen önce tabu nedir onu konuşalım biraz. Sahi tabu nedir? Oyun olan değil, evet! Tabu, Polinezya dilinden gelen bir kelime olup iki farklı anlamla karşımıza çıkmaktadır. İlk anlamı ‘’kutsal, kutsanmış’’ olan tabunun ikinci anlamı ise ‘’tehlikeli, yasaklı’’ olarak ifade edilir. Genel bir ifade ile açıklayacak olursak yapılaması ayıp ya da yasak görülen davranış diyebiliriz. Bu seri de bu tanım üzerinde şekilleniyor. Çocuklarla konuşmaktan çekinilen; ayıp, yasak, kötü ya da zor olduğunu düşünülen konuları ele alacağım. Ve ilki; ÖLÜM.
Peki çocuklara ölümü anlatmak neden tabu? Ölümü anlamak ve kabullenmek biz yetişkinler için bile oldukça zor. Bir de bunu çocuklara anlatmak; içinden çıkılamayacak korku dolu bir tutukluk yaşatıyor insana. Bu yüzden bu konu sürekli kaçınılan ya da çok yanlış bilgiler verilen bir alan oluyor. O zaman ilk işimiz ölümü anlamak olmalı. Ölüm nedir?
Ölüm, canlının yaşamsal fonksiyonlarının sona ermesidir. Tabi ki bu kadar basit bir tanım bizim ölüm tasvirimizi yansıtmıyor. Uzmanlar tam da bu noktada ölümü kendi içinde kategorilere ayırıyorlar. Biyolojik ölüm ve sosyal ölüm. Biyolojik ölüm, tahmin edileceği üzere, kalbin durması, solunumun olmaması gibi durumlarla yaşamsal faaliyetlerin durmasıdır. Sosyal ölüm ise ölen kişinin diğer bireylerle iletişiminin kesilmesi, bunu sağlayacak fonksiyonlarının kaybolmasıdır. Aslında sosyal ölümü, ölen birey değil geride kalanlar yaşamaktadır. Bir daha konuşamayacak, sohbet edemeyecek olmanın üzüntüsüyle sosyal ölümü yaşarlar.
Jung’a göre, ölüm hayatın amacıdır. Aslında bu hayatta gelecekle ilgili tek bildiğimiz şey, ölümdür. Ölümü biliriz, görürüz, duyarız ve deneyimleriz. Burada deneyimlemek derken bahsettiğim şey ölen insanlara şahit olmamız. Başlangıcın sonu olacağını bilerek yaşarız. Ölüm bu nedenle doğal ve gerekli bir olgudur.
Ölüm karşısında herkes farklı bir tepki verse de süreç genel olarak bellidir. Bu yas süreci belli aşamalarla ilerler. Aşamalar belli sürelerde ilerlerse bu süreç sağlıklı bir şekilde atlatılacaktır.
Peki henüz biz yetişkinlerin bile kavrayamadığı ölümü çocuklara nasıl anlatacağız? Çocukların ölümü anlayabilmesinde önemli iki unsur vardır. Bunların ilki, yaş ve gelişim düzeyleri; ikincisi ise yetişkinlerin yaklaşımı. Bir yakınını kaybetmiş çocuklara ölümü anlatırken nasıl anlatacağımız, hangi kelimeleri kullanacağımız çok önemlidir. Çocuk için ölüm, yaşamında olan bir kişinin artık olmaması kadar somut ve basit bir anlama gelir fakat aynı zamanda bu süreç kaygı verici bir süreçtir. Bu kaybı farklı metaforik ya da dinsel kelimelerle anlatmak çocuğun kafasını karıştırmakla birlikte korku ve kaygı da yaratabilir.
Yakınını kaybetmiş olan bir çocuğa ‘O şimdi uyuyor’, ‘Bir yolculuğa çıktı’, ‘Allah onu çok sevdiği için yanına aldı’ gibi çocuğun bilişsel düzeyine uygun olmayan cümleler kurmaktan kaçınılmalıdır. Bu cümleler sonucunda çocuk, uyumak istemeyebilir, ‘Allah beni de yanına alacak mı?’ gibi düşünebilir.
Bowlby’ e göre ölüm kavramının gelişimi 17. aylarda gelişmeye başlar. Bebekler bu dönemde kaybolan nesneleri aklında tutabilir, kaybı sonucunda endişe ve ağlama davranışları gösterebilir. Okulöncesi dönemde çocuklar ölümü içsel ve dışşal bazı kaynaklarla ilişkilendirirler. Ölümün nedenini tam anlayamamakla birlikte ölümü, hastalık, kaza gibi nedenlerle ilişkilendirirler. Ölümün geri dönülmezliği kavramı 5-6 yaşlarında kazanılmaya başlarken 8-9 yaşlarına gelindiğinde ölüm hala olukça somut bir anlam taşımaktadır. Bu yaş grubundaki çocuklar, ölülerin nefes alamayacağını, yemek yiyemeyeceğini, hareket edemeyeceklerini ve kalplerinin durmuş olduğunu bilirler.
Çocuklara ölümü anlatmak için özel bir zaman ayırılmamalıdır. Yani günlük yaşam içerisinde, çocuk bununla ilgili bir soru sormamışsa ya da merak etmemişse, ‘Gel bakalım bugün sana ölüm nedir onu anlatacağım.’ gibi bir konuşma yapmamalısınız. Bu garip ve anlamsız bir öğreti olacaktır. Tabi ki ölümü algılamaya yarayacak bilişsel süreçler desteklenebilir. Bununla ilgili çocuklara uygun kitaplar veya filmler oldukça yararlıdır.
Yakınını kaybetmiş bir çocuk sizlere şu soruları yöneltecektir; Neden? Nereye gitti? Geri gelecek mi? Bu sorulara verilecek cevaplar anlaşılır, basit ve çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Bu sorularla ilgili cevaplarınızı öncesinde hazırlayın. Unutmayın ölüm haberi ani ve yüksek tepkilerle verilmemelidir. Çocuğun ve sizin uygun olduğunuz bir anı seçin. Duygularınızı anlatmaktan kaçınmayın. ‘Evet, bu durum beni de üzüyor, ben de ağlayabiliyorum. Özlüyorum…’ gibi. Ölen kişi için, hastalandı/yaşlandı gibi kelimelerden ziyade ölümü kullanın. ‘O öldü, artık yaşamıyor, onu artık göremeyeceğiz ama onu hala sevebiliriz, özleyebiliriz bunlar çok normal. Ben de senin gibi hissediyorum. Bu şekilde hissetmeni anlıyorum’ şeklinde ifadeler kullanabilirsiniz.
Bu konuşmanın sadece tek bir kez yaşanacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çocuklarda öğrenme tekrarlarla gelişir. Size tekrar tekrar gelerek bu soruları sorabilir. Her zaman aynı cevapları vermeyi unutmayın. Aynı sakinlik ve anlayışla karşılayın.
Çocuklar için ölümü anlamaya yardımcı kitaplar;
- Çok Sevdiğim Bir Yakınımı Kaybettim – İletişim Yayınları
- Ördek, Ölüm ve Lale – Hep Kitap
- Ben’in Gemisi – Can Çocuk
- Elveda Bay Muffin – Can Çocuk
- Boşluk – Nesin Yayınevi
- Dedemin Adası – RedHouse Kidz Yayınları
- Biliam ve Ben Düşünürken – Ayrıntı Çocuk
- Annem Her Yerde – Gergedan
- Yaşam ve Ölüm/ Çıtır Çıtır Felsefe – Günışığı Kitaplığı
- Neden Varım? / Filozof Çocuk – Tudem Yayınları
- Ölüm Nedir? / Yaman ve Onun Bitmek Bilmeyen Soruları -Timaş Çocuk Yayınları
Etiket:çocuk gelişimi, çocuk kitapları, ölüm, yas



